Bir iş fikrini hayata geçirmek çoğu zaman büyük bir motivasyonla başlar. Şirket kuruluşu da bu heyecanın en hızlı geçilmek istenen aşamasıdır. Ancak tam da bu hız, ileride ciddi sorunlara yol açabilecek hukuki detayların gözden kaçmasına neden olur.
Gravitas Law & Consultancy olarak, uygulamada karşılaştığımız pek çok uyuşmazlığın temelinde, şirket kuruluş aşamasında yapılan basit ama kritik hatalar olduğunu görüyoruz.
Şirket türü seçilirken sadece kuruluş maliyetinin dikkate alınması
Limited mi anonim mi sorusu çoğu zaman “hangisi daha ucuz” noktasında cevaplanıyor. Oysa şirket türü seçimi; ortakların sorumluluklarını, şirketin büyüme potansiyelini ve ileride yatırım alıp alamayacağını doğrudan etkiler.
Kuruluş aşamasında pratik görünen bir tercih, şirket büyüdüğünde ciddi sınırlamalar yaratabilir. Özellikle yeni ortak alınması veya pay devri gündeme geldiğinde bu fark çok daha net ortaya çıkar.
Ortaklar arasındaki ilişkinin yazılı olarak düzenlenmemesi
“Aramızda sorun olmaz” düşüncesi, şirketler açısından en riskli başlangıçlardan biridir.
Ortaklar arasında görev dağılımı, karar alma süreçleri ve olası bir ayrılık durumunda ne olacağı baştan netleştirilmezse, küçük bir anlaşmazlık bile şirketin işleyişini ciddi şekilde etkileyebilir. Bu tür düzenlemeler güven eksikliğinden değil, ileride yaşanabilecek belirsizlikleri önlemek için yapılır.
Hazır sözleşmelere güvenilmesi
İnternetten indirilen sözleşmeler ilk bakışta yeterli gibi görünebilir. Ancak bu metinler çoğu zaman şirketin faaliyet alanına ve gerçek ihtiyaçlarına uygun değildir.
Uygulamada, hazır sözleşmeler nedeniyle tarafların hiç öngörmediği sonuçlarla karşılaşması oldukça yaygındır. Tek bir eksik ya da yanlış ifade, uzun sürebilecek uyuşmazlıklara zemin hazırlayabilir.
Yetki ve imza konularının açıkça belirlenmemesi
Şirket adına kimlerin hangi işlemleri yapabileceği net değilse, ileride ciddi sorunlar yaşanabilir.
Birden fazla ortağın bulunduğu şirketlerde yetki sınırlarının belirsiz olması, yapılan işlemlerin geçerliliğini tartışmalı hale getirebilir. Bu durum, şirketi gereksiz hukuki risklerle karşı karşıya bırakır.
Hukuki konuların sürekli ertelenmesi
Kuruluş aşamasında sözleşmeler, çalışan ilişkileri veya ticari yükümlülükler genellikle “sonra bakarız” diyerek ertelenir. Ancak bu konular zamanla daha karmaşık ve maliyetli hale gelir.
Hukuk, çoğu zaman sorun çıktıktan sonra değil; sorun çıkmadan önce devreye girdiğinde gerçek faydasını gösterir.
Şirket kurmanın tek seferlik bir işlem sanılması
Şirket kurmak bir başlangıçtır. Sonrasında şirketin büyümesine ve faaliyetlerine uygun hukuki yapının korunması ve geliştirilmesi gerekir.
Kuruluş sonrası süreçlerin takip edilmemesi, zamanla fark edilmesi zor ama ciddi sonuçlar doğurabilecek riskler yaratır.
Şirket kurmak cesaret ister. Ancak şirketi sağlam temeller üzerinde büyütmek, doğru hukuki planlama gerektirir.
Uygulamada karşılaştığımız pek çok sorun, aslında en başta atılacak birkaç doğru adımla tamamen önlenebilir. Bu nedenle şirket kuruluş sürecinin yalnızca resmi işlemlerden ibaret olmadığı unutulmamalıdır.
Her şirketin yapısı ve ihtiyaçları farklıdır. Bu farkları gözeten, süreci bütüncül ele alan bir hukuki yaklaşım, ileride yaşanabilecek pek çok sorunun önüne geçer.
